Wednesday, August 18, 2004
17 Ağustos 1999 Anısına...

 
 
Kaç şey hatırlar insan kırk beş saniyede?
Kaç yolculuk sabah varılan, bir ezan sesiyle; kaç demli çay bir sahil kahvesinde.
Kaç taşınma, kaç tanışma, kaç sevda?
Hangi şarkıyı, ezbere bildiğin; gizli iş, kimseye söylemediğin?
Kırk dört saniye daha varken önünde, yani yaşamının geri kalanı,
kime sarılmak istersin sımsıkı, kimin kırmak istersin kaburgasını;
kırık kirişler kırmadan seninkini?
Öpmek kimi, koklamak kimin nefesini?
Neyi öğrenmek istersin, kırk üç saniyede o hep ertelediğin? Kiminle barışmayı, sevgini paylaşmayı, o hep esirgediğin? Hangi ayrılık bir başka kor sana; kaç saniye sürer bir içimlik sigara?
Hangi kitap okunur, aylardır duran başucunda; hangi filmden çıkılır iki gözün iki çeşme, ağlaya ağlaya?
Kime telefon edilir, kimden telefon gelir? Hangi dostun omuzunda ağlanır?
Kim yanlış anlar seni, kim ayıplar? Hangi öğretmenin sıfırı, hangi müdürün öfkesi yutabilir çay bahçelerini, kabarmış bir deniz kadar?
Cüzdanında listen, listende deterjan, ekranda dansöz, salınmış çeteler, yaşlanmış liderler, yaşlanmış sözler, yaşlı gözler.
Ertelenmiş planlar, bastırılmış duygular,
söylenmemiş sözler, salınmamış arzular,
kurulmamış hayaller, çıkılmamış yollar.
Dayatma hayatlar, tornadan çıkmış insanlar, değirmende ağarmış saçlar.
Yitirmişin yarini, Gesi Bağları’nda dolanıyorsun. Bir tek selama güveniyor; aranıyor,
kendini arıyorsun.
** ** **
Şu an ve önümüzdeki koca bir otuz saniye, sen – sensin. Olman gerektiği gibi değil, olduğun gibi sen, sapına kadar sen.
Sevmen gerektiği gibi değil, sevdiğin gibi, mevcut olmak, ağlamak, gülmek zorunda olmayan, ta kendin sen.
Kaç şey sığdırır insan, kırk beş saniyelik metrajına hayatının;
fonda korkunç bir uğultu,
bir salı sabahı,
saat üçü iki geçerken?...
düş hekimi yalçın ergir
“Düş Hekimi – 1” Kitabından - (Çınar Yayınları)

Ruhları şa'd olsun....

Posted at 01:28 am by jetto
Make a comment  

Friday, August 13, 2004
Sadece küçük bir anı... Fazla bişi ummayın...


Gecenin büyüsünden kaynaklanıyor heralde, romantikleşiyorum... Romantikleşince geçmişimi hatırlıorum, hatırladıkça bir kez daha seviyorum......
Cowboy Bebop'u izleyenler aslında bu resmin bir aşkın öyküsünü çok iyi anlattığını anlarlar, ama bu resmi ilk defa gören bir insan benim yaşadıklarımı anlayacaktır.
Uzun zaman oldu aslında... Güneşin etrafında üç kez döndü dünya... Her aptalın tattığını tatmak istedi bu kalp... engelleyemedim, söz geçiremedim, o kumralı gözüne kestirdi.. ne yaptıysa çare yok, karşı taraftan ses seda yok... ne yapalım dedi, aşkın kuralı bu ve bir kenara çekildi..dünya dönmeye devam etti. başka bi kalp yaklaştı bu sefer yanına, ama o yaralı olduğu için pek ilgilenemedi onunla. tam yaraları iyileşmiş, yeni gelen kalbe hoşgeldin diyecekti ki, onu yaralayan kalp geri döndü ve "özür dilerim aslında seni vurmak istememiştim. beni affedicek misin?" dedi.

"Erkeğini paylaştığını sandığı kadını
çileden çıkarmak için nelere başvurmaz
kadınlar? Hiç unutmam bir defasında,
sırf başka bir kadına aşığım diye bir
kadın aşık olmuştu bana"

                                                                                   Lermontov

İşte hep bu şiir gelio aklıma, geçmişimi hatırlayınca...

tabi kalp bu kadar içten bir özrü geri çeviremedi ve hoşgeldin diyeceği kalbe kapıyı kapadı ve diğeriyle yaşamaya başladı...
Aslında bu hayat yalan bi hayattı, kendi hayatından uzak bir yaşamdı, ama yanında o olduğu için hiçbir şey umurunda diildi. Ve bir gün aniden o kalp çekip gitti, aslında gideceği belliydi.. Oysa diğer kalp onun için ne aşkları geri çevirmişti ??? ne acılar çekmişti.. bunların onun için bi önemi yoktu.. çünkü o alacağını almıştı, diğer kalpten daha güçlü olduğunu gösterdi kendince...
İşte benim hayatım da bu noktada kopmaya başladı.... çünkü onu çok sevdiğim halde, onu kendi ellerimle kalbimde öldürdüm. Keşke hiç dokunmasaydım da, kendi yavaş yavaş çıksaydı, keşke gurur yapmasaydım da, keşke onunla küçük çocuklar gibi dalaşmasaydım da, sessiz sedasız çekip gitseydi.... ama yapamadım onu kendi ellerimle öldürdüm ve kanlarını kalbimden temizleyemedim.. zamanla onun kanı benim kanıma karıştı... Sonra gitti kolumda bir kadın resmini aldı, yarı melek yarı şeytan.. Onu çok sevdiğim için melek, beni sevmediği için şeytan...
Ama her insan gibi benim kanımda yenileniyor, doğanın kanunu bu, "değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" yavaş yavaş onun kanı yoğunluğunu kaybediyor, ve kalbim rahatlamaya başlıo. ama yine de nerden baksanız 10 senesi var...
İşte yukarıdaki resme bakınca tek bişey görüorum... Bana sarılan bir kadın.. ama belli ki ayağa kalmış ve gidiyor...

Posted at 04:09 am by jetto
Comments (2)  


   


ANGELIC

<< January 2012 >>
Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
01 02 03 04 05 06 07
08 09 10 11 12 13 14
15 16 17 18 19 20 21
22 23 24 25 26 27 28
29 30 31



If you want to be updated on this weblog Enter your email here:



rss feed